2.tekiR şahıs

13 kişi kendisini tutuyor, 22 arkadaşı var.


03.03.1990 doğumlu, 18 yaşında. şu an yaşadığı yer Bursa. etobur olarak çalışıyor.
  • bloguna son yazdığı yazı: gitme.

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. istanbul

    istanbul

    4259 üyesi var. üyelik serbest.
  2. müzik

    müzik

    2706 üyesi var. üyelik serbest.
  3. Metal

    Metal

    2046 üyesi var. üyelik serbest.
  4. yeraltı edebiyatı

    yeraltı edebiyatı

    1843 üyesi var. üyelik serbest.
  5. kedi sevenler

    kedi sevenler

    1745 üyesi var. üyelik serbest.
  6. vasıflı deliler

    vasıflı deliler

    1374 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  7. nietzsche

    nietzsche

    1068 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  8. düşünce çöplüğü

    düşünce çöplüğü

    958 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  9. last fm

    last fm

    942 üyesi var. üyelik serbest.
  10. yasak meyve

    yasak meyve

    906 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.

1 2 3

zibhell panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

İnsanların çoğunun hayatı öylesine sefil, öylesine önemsizdir ki, öldükleri zaman herhangi bir şey kaybettikleri söylenemez.

Bu çeşit kimselerde, değerli bir nitelik taşıyan biricik yan, yani insanlığın genel özellikleri ise, onlar ölseler bile, öteki insanlarda var olmaya devam eder.

Devamlılık, bireylerin değil, insanlığın bir özelliğidir. İnsana sonsuz bir hayat verilmiş olsaydı, durmadan yaşayacağı için, en sonunda karakterinin değişmezliği ve sınırlı zekâsından ötürü, öyle bir yeksen aklık duygusuna kapılacak ve öyle tiksinecekti ki, sonunda hiçliği tercih etmek zorunda kalacaktı.

Bireyin ruh ölümsüzlüğünü istemek, bir yanılgıyı sonsuz olarak tekrarlamayı istemekle birdir. Çünkü aslında her birey, özel bir yanılgı, zavallı bir şey ve var olmaması gereken bir varlıktır. Ve hayatın gerçek amacı, bizi bundan kurtarmaktır. Bunu açıkça gösteren şey, birçok insanın, hatta bütün insanların, hayal ettikleri bir dünyada olsalar bile, mutluluğa ulaşamayacak bir biçimde yaratılmış olmasıdır.

Hayal ettikleri bu dünya, düşkünlük ve acıdan sıyrılmış olsa, can sıkıntısının avucuna düşecekler ve can sıkıntısından kaçabildikleri ölçüde de düşkünlüğe, acılara, sıkıntılara yeniden yöneleceklerdir. Demek ki, insanı daha iyi bir duruma ulaştırmak için, onu daha iyi bir dünyanın içine yerleştirmek yetmez; asıl yapılması gereken iş, onu tepeden tırnağa değiştirmek ve o ana kadar ne ise, artık öyle olmamasını sağlamaktır. Bütün hayat etkinliklerinin sona ermesi, bu etkinliği sürdüren gücün bir yük altında kurtuluşu gibi görünüyor. Ölülerin yüzlerinde görülen o yumuşak durulmuşluk, belki de bunu dile getirmektedir.

Köpeğinize bakın: ne kadar uysal, ne kadar uslu değil mi? Bu köpek, yeryüzüne gelene kadar, binlerce köpeğin ölüp gitmesi
gerekti. Ama bu binlerce köpeğin ölümü, köpek İdea'sına hiç dokunmadı bile. Bu İdea, onların ölümleri ile kararmadı.
Köpeğinizin, sanki bugün dünyaya gelmiş gibi canlı ve diri olması ve hiçbir zaman ölüp gitmeyecek gibi görünmesi bundan
ötürüdür. Onun gözlerinde, varlığında taşıdığı ölümsüz ilke yani archeus pırıldamaktadır.

Peki, binlerce yıl içinde ölüm neyi ortadan kaldırdı? Ölüm köpeği ortadan kaldırmadı. Çünkü köpek, işte şurada gözlerinizin önünde
ve kılına bile dokunulmamış halde duruyor. Ölümün yok ettiği şey, bilincimizin güçsüzlüğünün, ancak zaman içinde algılayabildiği
biçimi ve gölgesidir onun.

Hayatın kısa rüyasına karşılık, sınırsız zamanın gecesi ne kadar uzun

Dogucan   1 gün önce  

ben tarihe geçemeyecektim. kırmızı ayakkabılarımın, öpüştüğüm kişilerin, geçirdiğim kazaların, unuttuğum isimlerin, seyahat ettiğim şehirlerin, fırlattığım şişelerin, kaçırdığım fırsatların sayısını tutmamıştım. iktidarın sayılarda olduğunu drowning by numbers’dan çok önce bilmem gerekirdi. şimdi banal çeteleciler mikrofon meraklarını tatmin ederken benim akustik dertlerimi kim ipleyecekti ki? her yerde russian standard votka servis ediyorlardı, her yerde, yine de kimse sarhoş görünmüyordu. kiril alfabesi midemi bulandırıyordu. bu tehlikeli harfler yüzünden yolumu bulamıyordum. herkes köpek gezdiriyordu, kimse köpeklerinin boklarını toplamıyor, her yer köpek boku kokuyordu. musluktan su içtik mi sıçmışız demekti.

zibhell   1 gün önce  

hepsi şişirilmiştir.

belki indirmen mümkün olabilir

zibhell   1 gün önce  

bende şişmeyen ebeveyn istiyorum..

MECCAN   1 gün önce  

şişme ebeveyn istiyorum

zibhell   5 gün önce  

burada herkes sevişmeli, diye düşünmüştüm. burada düşünceler geçmez. gözleri yumup düşüncesizce öpüşmeli çünkü cennetteyiz. ama günümüzde işler böyle yürümüyor, zamanın durdurulabildiği yerde zamanla yarışan, sonuç odaklı adamlar ve kadınlarız. öğlenleri açık büfeden koyu renk baharat soslu ağır yemekler koyuyoruz tabaklarımıza. sonra kaynaşmak gerekiyor. ben bunu yapamıyorum. her şeyin masum bir yolu var. “adım Sanat” diyor. ayaklarımı bakır bir kasenin içinde çiçek yapraklarıyla dolu suya sokuyor, mis kokulu yağlarla ovduktan sonra ayağa kalkıp gözlerime bakıyor: “burada siz tanrısınız” diyor. “sorun değil, etraf tanrıdan geçilmiyor” diye düşünüyorum. minik, kullan-at bir külot verip “çarşafı kaldırdım, lütfen uzanın” diyor Sanat. dediğini yapıyorum.
burada herkes sevişmeli, diye düşünmüştüm, ama bu daima bir başkasını gerektiriyor ve arkasından onlarca komplikasyon. üzerinde blow job is better than no job yazılı tişört giyen Yugo otobüste “istanbulda seks hayatı nasıl? ” diye soruyor. “eğer deney yapmak istersen odama gel. ot da var.” ardından “anlaştık mı?” diye elini uzatıyor. deneyin bitiminde de el sıkışılıyor olmalı. iş toplantısındayız, amaç iş bağlamak ve çoktan öğrenmem gerekmez miydi ki (ah) kimselerin vakti yok… on chesil beach‘in son sayfasında katıla katıla ağlıyorum, büyük ödülü alacağımı daha bilmediğim törene giymek için bavuldaki en kapalı ve bol kıyafeti arıyorum.
burada herkes sevişmeli, diye düşünmüştüm ve ben hala gereksiz yere dokunulmaktan hoşlanmıyorum. Gordon yapmacıkça elimi öpüyor “yaklaşma öyle mavi gözlerinle” diyorum, “yeşil” diyor. sürekli yanmakta olan dilimi içkiyle rahatlatıyorum. kumsalda likit gözlü hızmalı abanoz kadınlar i am julia, i am tina diye kendilerini tanıştırıp üzerime baharat kokulu kumaşlar sarıyorlar. hintli gençler portekiz halk dansları yapıyorlar. oda arkadaşım Elma bir karakter defosu olarak gençliğinin tüm gereklerini yerine getiriyor. yaşlı ve vakitsiz kaldıklarını sanan adamlar çocuklarının fotoğrafını gösterdikten sonra oda numarasını istiyorlar. insan hangi yaşa gelince düzelir? hangi yaşa gelince bozulur? “suratına patlatsaydın ya tokadı” diyorum ama kimse burda zamanın durabileceğine inanmıyor. palmiyenin altına uzanıp, geçmişsiz ve geleceksiz olmanın yaş, oda numaraları, mojito ve hindistana aşısız gelmekle ilgisini hiç düşünmeden gecenin hışırtısını dinliyorum.
burada herkes sevişmeli, diye düşünmüştüm, nasılsa sonunda mutlaka sabah oluyor. gözlerimi açtığımda sevdiğim bocalama: burası neresi? bu tepemde dönen pervane? pencerenin dışındaki palmiye? şimdi başı sola çevirip kim var kontrol etmeli. burası cennet. zamanın durabildiğine kimselerin inanmadığı çağımızda, ancak bu kadarı-

zibhell   6 gün önce  

patlamak üzereyim yok patladım boooooooom diye de görünmedi duyulmadı.

zibhell   28 Haziran 2008 13:50  

resme iyi baktın mı?
yataktaki kadın canlı mı? acaba ölü mü? yoksa uyuyor mu dersin? angela strassheim önceden suç mahali fotoğrafçısıymış. bu sahneyi belki o sırada çekti, belki de bizim (sen ve ben) için baştan yarattı. bu iki ihtimal arasındaki farkın karşılığı, belki ve ancak ingmar bergman’ın bir filminde, muhtemelen dikkatimizden kaçmış bir yerinde… bu yüzden ben de bu resmi yazısız bırakacaktım, belki anlarsın diye, ama anlamazdın ki. ingmar bergman sessizlik’te birbirimizin ruhunu tanıma ihtimalimizin tanrı’nın zihnini okumakla aynı olduğunu söylemedi mi?

zibhell   27 Haziran 2008 23:32  

gusel yqazı = )

Und3rworld   31 Aralık 2007 21:48  

basladım yine bu geceye seytanla, satıcam bir ucuz barda kendimi bir bardak saraba sonra dans edeceğim bayılana kadar barın ortasında ve sonra öldüreceğim icimdeki son iyi seyi..Sonrada ucup gideceğim bilinmeyen kırmızı bir kan diyarına.Ölüm var bu gece benimle , sevgilimde yok acaba fahise kiminle bir yudum aldım ickimden sigaramıda cektim icime tut beni sevgilim hayalle mi geldin yine, bilincim yok beynimi söküp attım ağırlık yapıyordu lanet olası bana, habire düsündürüyordu salak seyleri bana. Taksimde düsüyorum dilencilerin üzerine bu gece cok hafifim cilekesler gibiyim her adımımımda vücudumun bir yerini söküp atıyorum uzuyor istiklal caddesi, bile bile ölmek zor hic birsey umrumda değil bu aksam..hey sen ordaki kendini iyi sanan canlı sende kötüsün yokmu icinde kin, yaratmadımı senide tanrı neden var ozaman ying yang denen aptalca felsefe cok gülünce ağlamazmı insan herkez sahte herkez düsman bir tek sen bile kalmadın yanımda....sattım iste bu aksam seytana kendimi.Gidip bir sokak fahisesiyle yatıcam tüm paramı vericem ve yüzüne tükürücem sonrada onuda ölene kadar dövücem. Sokak cocuklarını tekmeliycem bu gece bir tuvalette bileklerimi kesip herkezin yüzüne sürücem kedileri cöplerde öldürücem sokak köpeklerini bezbol sopasıyla dövüceğim sonra çırıl cıplak kosacağım tünelin karanlık sokaklarına...Hey okulda bana zayıf veren öğretmen sana küfür edeceğim sonra beni döven okul arkadasım anneni anacağım bu aksam hemde cok pornoca gitarımı alıp oturup insanlara küfürlü sarkılar söyleyeceğim sonra beni terkeden sevgilinin kapısına iseyeceğim eve gidip duvarları kırıcağım bardakları sokağa atacağım kitapları sobada yakacağım tüm yazdığım yazıları tuvalaet kağıdı olarak kullanacağım arabamı bebekte denize atıcağım tüm sinemalardaki afislerin üzerine porno afisler asıcağım bu istanbulu bu aksam darmadağın edeceğim bugün seytandan seytan olacağım ve cekip gideceğim iyi gecinen asıl seytanlar diyarından.....

zibhell   25 Kasım 2007 00:12  

BLOG rss kaynağı

adresi: http://zibhell.sosyomat.com/blog
aferim1

gitme

2 yorum var - 1 gün önce yazılmış
1 yorum var - 6 gün önce yazılmış
0 yorum var - 6 gün önce yazılmış
0 yorum var - 6 gün önce yazılmış
1 yorum var - 6 gün önce yazılmış
aferim0

..

0 yorum var - 6 gün önce yazılmış
0 yorum var - 6 gün önce yazılmış
2 yorum var - 6 gün önce yazılmış
0 yorum var - 6 gün önce yazılmış
0 yorum var - 6 gün önce yazılmış
0 yorum var - 6 gün önce yazılmış
2 yorum var - 6 gün önce yazılmış
0 yorum var - 6 gün önce yazılmış
0 yorum var - 6 gün önce yazılmış


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ